yazılmamış öykülerimden kısa alıntılar.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazılmamış öykülerimden kısa alıntılar.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2010 Cuma

yazılmamış öykülerimden kısa alıntılar..


BEBEK
....
Kadın bir “Mikroenjeksiyon Merkezi”nde doktor, adam ise ultrason cihazları satış temsilcisiydi…

Genç kadın, o akşam büyük bir heyecanla geçti bilgisayarının başına.

Mesleki forum sitesinden tanıştığı adamla “messenger”da sohbet edecekti ilk kez.

Daha yakından tanımaya başladılar birbirlerini. 

Her ikisi de boşanmışlardı.
Kadın hiç çocuğu olmadığını, adam da bir çocukları olduğunu ama kaybettiklerini söyledi. Her ikisi de sorduklarına pişman oldular ve çok üzüldüler.

Birkaç dakika karşılıklı bir suskunluktan sonra kadın merakını yenemeyerek, adamdan ölen çocuğunun bir fotoğrafı olup olmadığını ve sakıncası yoksa kendisine gönderip gönderemeyeceğini sordu.

Adam kısa sürede bir dosya yolladı ona yanıt olarak.

Kadın dosyayı açtı.

Ultrasonda çekilmiş dört haftalık bir embriyo resmiyle karşılaştı.

Birden bebek çığlıkları yayıldı evrene... 

...
aziz yavuzdoğan (23.11.2007, istanbul)

1 Eylül 2010 Çarşamba

yazılmamış öykülerimden kısa alıntılar..

SERT TEKME


Çocuk parkındaydı…
Soluklanmak için oturdu biraz. Ayakları şişmişti bütün gün sokaklarda iş aramaktan.


Ayakları… 

Az ötede top oynayan çocukları da görünce, geçmişi canlandı birden gözünde.

“Sert Tekme” derlerdi ona mahallede. Öyle sert şutlar atardı ki; kırılan sokak lambaları ve komşu evlerin camları yüzünden başı az belaya girmemişti. Zaman ne de çabuk geçmişti.


Kalktı yerinden, simitçiden bir simit alıp yola çıktı. Yürürken yerde bir kola kutusu gördü. Günün sıkıntısıyla biraz da, sinirine hakim olamayıp sert bir tekme savurdu.

O an, cam şangırtısıyla birlikte, “zınk!” diye duran belediye otobüsünün fren sesi duyuldu.


Bütün şehir linç etmek için üstüne yürüyordu sanki…

---
aziz yavuzdoğan (7.11.2007, istanbul)

yazılmamış öykülerimden kısa alıntılar..

Öfke, doyumsuzluk ve şans... 

Sahildeki kafede kahvelerini yudumluyorlardı. 
Bir ara " Neden benimleyken sürekli çevreni gözetliyorsun?" diye rahatsızlığını dile getirdi kadın…
Adamın göz bebekleri, az ötedeki bakıcı kadının kucağındaydı o sırada.
Genç bebek bakıcısı kadın, gönderilen bakışları " koca bebek!" diye gülümseyerek karşıladı.
Adam çok şanslı bir gününde olduğunu sanarak, başını ait olan yere çevirdiğinde, karşısındaki sandalyenin boş olduğunu farketti.

Ödeyeceği hesabın ayırdına vardığında ise, asıl şimdi şansa gereksinimi olduğunu düşündü.

Piyangocu geçiyordu yanından.
" Abi, kazı kazan!"

--
aziz yavuzdoğan (2.11.2008, istanbul)